Tarafından Shadow Ağustos 24, 2010, 02:15:00 ÖÖDoktorlar gereksiz USG istiyor, gerekirse eğitim verilmeli
Sağlık Bakanı Recep Akdağ, memleketinde iki gün süren gezi ve incelemeleri sonrasında, Erzurum'da bulunan ulusal ve yerel basın yayın organlarının temsilcileri ile sohbet toplantısı yaptı. Karayolları 12. Bölge Müdürlüğü yemekhanesinde önce basın mensupları ile birlikte yemek yiyen Akdağ, ardından toplantı salonuna geçerek gazetecilerle samimi bir ortamda şehrin ve ülkenin sorunlarını konuştu.
Hastanelerde artık sıra beklemenin kalmadığını MR ve tahlillerin aynı gün yapıldığını belirten Akdağ, sadece görüntülemede bir tek ultrason konusunda sıkıntı yaşandığını ifade etti.
Ultrasondaki sıra oluşumunun da bazı doktorların gereksiz ultrason talebinde bulunmasından kaynaklandığını ifade eden Bakan Akdağ, bu konularda doktorlara eğitim verilebileceğini kaydetti. Akdağ, bir süre önce Erzurum'da rahatsızlanarak arkadaşları tarafından hastaneye kaldırılan ve doktorların 'sınav stresinden' rahatsızlandığını belirtip, sakinleştirici iğne yaparak evine gönderdiği üniversite öğrencisinin ölümüyle ilgili olarak da gerekli soruşturmanın devam ettiğini söyledi.
Akdağ, ilk izlenimlerine göre Atatürk Üniversitesi Hastanesi'nde ve 112 Acil Servisi'nde bir kusurun olabileceğine işaret ederek, "Soruşturma devam ettiği için yargısız infaz yapmak istemiyorum. Bakanlıktan müfettiş gönderdik. Kardeşimiz, üniversite hastanesine gitmiş. Orada bir teşhis koyup evine göndermişler. Ertesi gün 112'yi arayınca görevlilere hastaneye gittiklerini ve yapılan teşhisi anlatmışlar. Görevliler bunu yanlış değerlendirmiş olabilir. Tüm konuşmalar dijital kayıt altına alınıyor. Eğer 112 servisinden 'ambulans yok' deyip göndermemişlerse ben bunun hesabını ağır sorarım.'' diye konuştu.
Gazetecilerin, Erzurum'da yaşanan hava ve su kirliliği ile ilgili sorularına da cevap veren Akdağ, hava kirliliğinin hava sirkülasyonunun olmadığı saatlerde görüldüğünü söyledi. Sudaki kirliliğin ise söylentilerden ibaret olduğunu savunan Akdağ, Türkiye'deki en yetkili ve ilgili kurumlardan alınan su numunelerinin temiz çıktığına işaret ederek, bu konunun bazı siyasiler tarafından abartıldığını kaydetti.
 321 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 24, 2010, 01:08:51 ÖÖ
Biber Hapı Besin Takviyesi ile zayıflayıp hayatlarına mutlu şekilde devam eden kişilerden size örnek vermek istiyoruz.
Mert, materyalist dünya görüşüne sahip, evli, iki çocuklu bir gonad tipi vücuda sahip biriydi. Ailesini geçindirme kaygısıyla uzun yıllar yaptığı şirket muhasebeciliğini bırakma cesaretini bularak sevdiği bir işe giriyor: Bilgisayar programcılığı. Beden tipini bilmediği halde, artık işinden aldığı doyumla kendiliğinden tavuk, balık, yoğurt gibi yiyeceklere yöneliyor.
Eşi, doğal olarak bu tür yiyecekleri seven ama kocasıyla kavga etmekten bıktığı için baharatlı acılı yemekler ve yağlı kızartmalar hazırlamak zorunda kalan bir hipofız tipi.
Eşinin iş değiştirmesinden sonraki sofra uyumunu şaşkınlıkla ve mutlulukla karşılıyor. Artık eskisi gibi kavga da etmiyorlar. Evlilikleri daha uyumlu hale geliyor. Çünkü Mert Biber hapı kullanımı sırasında iş ve beslenme davranışlarını değiştirme seçimini yaptı. Sonuç: Mert üç ayda on bir kilo veriyor.
Tayyar müzisyen olmak istediği halde, ailesinin zoruyla doktor olmuş otuz yedi yaşında bir tiroit tipi. Ne doktorluğundan ne de göbeğinden memnun.
Bekâr olduğu için annesi onu bir taraftan börekleriyle besliyor, bir taraftan da doktor oğluna uygun kız arıyor. Doktor babasının ölümüyle Tayyar’ın hayatında da büyük değişiklikler oluyor.
Güney sahillerinde bir tatil köyünde Tayyar gündüzleri doktorluğunu yapıyor, geceleri ise piyanosunun eşliğinde şarkı söylüyor. Annesinin üzerindeki baskısından kurtulup, Meksika Kırmızı biberi ile sevdiği işi de yapmanın verdiği rahatlıkla sebze, tavuk, balık ağırlıklı besleniyor ve… annesinin böreklerini hiç aramıyor. Sonuç: Tayyar üç ayda sekiz kilo veriyor.
10 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 20, 2010, 01:42:00 ÖÖMasaj bebekleri büyütüyor
Bebeklerde düzenli ve sağlıklı yapılan masajın kilo artışı ve boy uzamasını sağladığı bildirildi.
Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rahmi Örs, yaptığı açıklamada, bebeğe ilk masaj uygulamasının doğumdan 15 gün sonra başlaması gerektiğini söyledi.
Masajın bebeğe nitelikli, programlı dokunma olduğunu ifade eden Örs, sistemli bir şekilde yapılmasının ise çok önemli olduğunu belirtti.
Masajın anne ve bebek arasındaki dokunma duygusunu, duygusal bağı geliştirdiğini ifade eden Örs, “Dokunma yoluyla bebeğin vücudunda bir takım hormonların salınımı artar” dedi.
Örs, masajın bebeğin gelişmesini hızlandıran bir etkiye sahip olduğunu da anlattı.
36 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 18, 2010, 18:35:50 ÖSDiş beyazlatma yöntemleri
Diş sağlığı ve diş beyazlatmanın büyük önem arz ettiği günümüzde sizler için oldukça yararlı olabilecek, diş beyazlatma yöntemleri ve diş beyazlatma fiyatlarına yer veren bir araştırma sitesi bulduk. sitede sadece diş sağlığı ve diş güzelliği değil genel olarak sağlıkla alakalı birçok bilgiye kolayca ulaşabilirsiniz. 6 aydır yayında olan bu sitede basen eritme egzersizleri gibi aerobik ve sağlıklı yaşamla ilgili bilgilerden tutun da sivrisinek ısırığına ne iyi gelir gibi çok merak edilen sorulara da yanıt bulunabiliyor. özellikle kış aylarına doğru artan çürüklerle başa çıkmak ve kendi pratik çözümlerinizle sağlığınızı korumak istiyorsanız hemen disbeyazlatmayontemleri.net'i ziyaret edin, pişman olmayacaksınız. 55 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 17, 2010, 21:44:00 ÖSAşırı kilodan kurtulmayı amaçlayan diyet yöntemleri
Obezitenin tedavisinde aşırı kilolardan kurtulmayı amaçlayan diyet yöntemleri.
Her yaz mevsimin başlangıcında, özellikle hanımlar zayıflama amacıyla hangi diyet programının en etkili olabileceği konusunda araştırmalara, arayışlara başlarlar, tabii bu gruba bir de sağlıklı yaşam için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan beyleri ilave edersek gazete ve dergiler diyet programları önerileri ile dolar taşar, her yayın organında önemli ölçüde diyetle ile ilgili bir çok bilim adamının önerileri, kaldı ki bunların büyük bir çoğunluğu salata tarifleri şeklindedir, diyet reçeteleri ile doludur.
Bu konuya, diyet programlarının ne kadar etkili oldukları, biraz olsun açıklık getirebilmek için 2009 ılının Şubat ayında NJM ( The New England Jorunal of Medicine 360;9 February 26,2009) de yayınlanan zayıflama rejimleri üzerine olan bir yazıyı temel alarak daha doğrusu orijinal bir çalışmayı temel alarak yanına diyet rejimleri üzerine kendi düşüncelerimi de ilave ederek konu ile ilgili son gelişmeleri burada özetlemeye çalıştım.
 37 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 16, 2010, 16:01:00 ÖSSu çiçeği hastalığını önemseyin
Suçiçeği düşünüldüğünden daha ağır bir hastalık ve ciddi yan etkileri var. İlkbaharda görülen salgın yazın da sürüyor.
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Zafer Kurugöl, suçiçeği vakalarını normalde ilkbaharda gördüklerini, ancak yaz aylarında da salgının devam ettiğini söyledi.
Suçiçeğinin düşünüldüğünden daha ağır bir hastalık ve ciddi yan etkilerinin olduğunu belirten Prof.Dr. Kurugöl, tek korunma yolunun aşı olduğunu belirtti. Aşı yaptırmadığı için suçiçeği çıkarıp havale geçiren oğlu Ali hastaneye yatırılan Menekşe Güldal, “Oğlumun kontrollerini sağlık ocağında (aile hekimliğinde) yaptırıyordum. Aşılarını da orada oluyordu. Bana suçiçeği aşısının yapılmadığını söylemediler. Bilseydim dışarıda yaptırırdım” dedi.
30 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 15, 2010, 19:43:00 ÖSAlzheimer'da erken tanı mümkün
Yapılan araştırmalar basit bir testle belirtileri ortaya çıkmadan önce Alzheimer'ın teşhis edilebileceğini gösteriyor...
Alzheimer hastalığını, basit bir göz testiyle daha belirtileri ortaya çıkmadan önce teşhis etmenin mümkün olabileceği bildirildi.
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Londra Üniversitesinden bir grup bilim adamının, fareler üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda geliştirdikleri teknikte, fosforlu bir boya kullanılarak göz retinasındaki ölü hücreler tespit ediliyor. Bunun, beyin hücrelerinin ölmekte olduğunun da ilk belirtileri arasında yer aldığını kaydeden bilim adamları, insanlar üzerinde olumlu sonuçlar vereceğine inandıkları test üzerinde çalışmayı sürdürüyor.
488 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 14, 2010, 02:56:00 ÖÖBeyinde kıskançlık lobu keşfedildi
MRI görüntülerinde işaretlenen bölüm, insanların aşk acısı ya da sevgililerini kıskandıklarında hissettikleri neredeyse fiziksel acıya yakın olan acının da yönetildiği bölüm.
Bilim adamları beyindeki kıskançlık lobunu bulduklarını açıkladı.Bilim adamlarının bulduklarını açıkladıkları kıskançlık bölümü insanların aşk acısı ya da sevgililerini kıskandıklarında hissettikleri neredeyse fiziksel acıya yakın olan acının da yönetildiği bölüm.
Bu keşifle beyinle ilgili hastalıklar, ruhsal tedavi ve danışmanlık alanında önemli gelişmelere ışık tutulması bekleniyor.
265 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 13, 2010, 11:49:00 ÖÖFazla televizyon izlenmesi çocuklarda astımı tetikliyor
Thorax dergisinde yayınlanan çalışma; 0-11 yaş arası 3000 İngiliz çocuğun sağlık durumuna ilişkin gözlemlere dayanıyor.
Ebeveynlere de yılda bir kez çocuklarında nefes darlığı benzeri belirtiler görüp görmedikleri veya bir doktorun astım teşhisi koyup koymadığı üzerine sorular yöneltildi. Üç buçuk yaş üzeri çocuğu bulunan anne-babalardan da çocuklarının TV izleme alışkanlıklarını değerlendirmeleri istendi.
Günde iki saatten fazla televizyon izleyen çocuklarda astıma yakalanma riski iki katına çıkıyor. Astımı tetikleyen nedenlerden biri hareketsizlik olabilir. Uzmanlar bu konuda sadece televizyonun suçlanamayacağını, hareketsiz bir yaşam tarzının sonucu olarak televizyon izlendiğini ve bu yaşam tarzının da riski artırdığını söyledi.
Verilen bilgiye göre örneğin egzersiz sırasında derin nefes almak, akciğerlerin sağlığını koruyabiliyor. Araştırmada yer alan çocukların hiçbirinde yeni doğduklarında veya bebekliklerinde nefes darlığı belirtileri bulunmuyordu. 11,5 yaşına geldiklerinde ise 185 çocukta (yüzde 6) astım başlangıcı görüldü.
TV egzersizi önlüyor
Günde iki saatten fazla TV izleyen çocuklarda ise daha az izleyenlere kıyasla, astıma yakalanma riskinin yaklaşık iki kat daha fazla olduğu görüldü. Ancak risk yine de yaklaşık yüzde 2 gibi düşük bir seviyede çıktı.
Araştırmada yer alan astımlı çocuklardan yüzde 2'si TV izlemezken, yüzde 20'si bir saatten az, yüzde 34'ü günde 1-2 saat, yüzde 44'ü ise iki saati aşkın bir süre TV izliyordu.
11,5 yaşına geldiklerinde astımlı ve astımsız çocukların egzersiz seviyelerinde fazla bir fark bulunamadı. Araştırmacılar TV izleme alışkanlıklarından yola çıkarak çocukların yaşam tarzına ilişkin tahminler yürüttüler. Asthma UK (Astım İngiltere) adlı kuruluştan Dr. Elaine Vickers, ailelelerin çocuklarına daha az TV izletip onları daha fazla aktiviteye yöneltmelerinin önem taşıdığını söyledi.
 336 Görüntülenme | Puanlama: (0 Puanlama)
|
|
Tarafından Shadow Ağustos 11, 2010, 01:26:00 ÖÖTürk araştırmacılardan yeni nesil hepatit aşısı
Hacettepe Üniversitesi’nden kimya ve tıp araştırmacıları, Türkiye’de her yıl 100 bin yeni vakanın görüldüğü hepatit hastalığından korunmak için yeni bir aşı yöntemi geliştirdiler.
Yapılan çalışmada, "moleküler baskılama tekniği" ile aşı için gereken koruyucu proteinler kandan direkt olarak saflaştırıldı. Literatürde bir ilke imza atan bu çalışmayla, mevcutların aksine hepatite karşı anında direnç geliştiren aşıların üretim yolu açıldı.
Çalışma, Türkiye’de ABD kaynaklı milyonlarca dolarlık pazar payına sahip aşılara olan dışa bağımlılığın ortadan kaldırılması için fırsat olarak gösteriliyor.
AA muhabirine bilgi veren HÜ Kimya Bölümü Başkanı Prof. Dr. Adil Denizli, Hepatit B virüsü (HBV) ve bu virüse bağlı enfeksiyonların tüm dünyayı ilgilendiren bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı.
Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 75’inin enfeksiyon riskinin yüksek olduğu bölgelerde yaşadığını, dünya genelinde 2 milyardan fazla HBV enfeksiyonu ile 350 milyon kronik hastanın bulunduğunun rapor edildiğini aktaran Denizli, Türkiye’de de yılda 100 bin yeni enfeksiyona rastlandığını bildirdi.
Enfeksiyondan korunma yollarının başında aşılanmanın geldiğini vurgulayan Denizli, dünya genelinde kullanılan aşıların büyük oranının ABD kaynaklı olduğunu kaydetti.
Günümüzde hepatit için kullanılan "Rekombinant DNA" aşıların her koşulda kullanılamadığını belirten Denizli, aşı uygulanan bazı kişilerde gerekli antikorların oluşmadığını ve bu nedenle de aşının tutmama ihtimalinin bulunduğunu kaydetti. Denizli, aşıların 6 ayda 3 ayrı dozlama ile yapıldığına ve etkisi için 6 hafta beklemek gerektiğine de işaret etti.

|
|
|